Red Purple Black

Salât-ü Selâm'ın Faydaları-1

 Zerre kadar hayır yapan karşılığını göreceği gibi, zerre kadar şer işleyen de karşılığını bulacaktır. Ancak rahman ve rahîm olan Allah, kötülüklere bire bir karşılık verirken iyiliklere en az bire on sevap vereceğini bildirmiştir. Bazı iyilikler de vardır ki, onların sevabının miktarını yalnız O bilmektedir[1].

Salât ü selâmın dünya ve âhiret hayatına yönelik faydala­rını iki ana başlık altında ele almak mümkündür:
A. DÜNYAYA YÖNELİK FAYDALAR
1. Allah’ın Emrini Yerine Getirmiş Olur [2]
Daha önce üzerinde durduğumuz gibi salât ü selâm okumak Allah’ın mü’minlere emrettiği ibadetlerden biridir. Allah bunu emretmekle karşılığı şefaat olmak üzere pey­gamberinin yanında ümmetinin hizmeti olmasını istemiş, Hz. Peygamber de ümmetinin bu hizmetine karşılık vere­rek şöyle buyurmuştur:
“Kim bana bir defa salât ü selâm okursa Allah ona on defa salât (rahmet) eder”[3].
Her mü’min günahlarından arınıp sevabının çok olma­sını arzu eder. Ahirette geçerli olacak sermaye ise ibadetler karşılığında verilecek olan sevaptır. O halde hiçbir kul Al­lah’ın vereceği kat kat sevaba karşı müstağni olamaz[4].
İbn-i Hibbân’ın Ebû Yâ’lâ’dan tahric ettiği hadisin diğer bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur:
“Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse Allah ona on hasene yazar ve on günahını bağışlar”[5].
2. Allah’ın Salâtıyla Mü’minlerin Salavâtı Birleşir [6]
Allah’ın salâtı övgü ve şeref, mü’minlerin salavâtı ise dua ve istek içerir. Her açıdan farklı olan Allah’ın ve kulun salâtının Hz. Peygamber hakkında birleşmesi kullar açısın­dan büyük bir şerefe nâil olmaktır[7].
3. Mü’minlerin Salavâtı ile Meleklerin Salavâtı Birleşir [8]
Allah’la birlikte Hz. Peygamber’e sürekli salât ettikleri bildirilen melekler nurdan yaratılmış latîf varlıklar oldukları için duaları ve salavâtları önem arzetmektedir. Hz. Pey­gamber’e salavât okuyan bir mü’minin aynı anda bu işi yapan bir melekle dua ve niyazda bulunması, daha çok sevap kazanması ve daha çok mağfirete nâil olması de­mektir. Çünkü Rasûl-i Ekrem Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“İmam âmîn dediğinde siz de âmîn deyin. Kimin âmîn demesi meleklerin âmîn demesine denk düşerse geçmiş günahları bağışlanır”[9].
Abdullah b. Amr b. Âs (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Kim Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir defa salât ü selâm getirirse Allah ve melekleri ona 70 defa salât ederler, artık kul ister az salavât getirsin, ister çok getirsin”[10].
4. Bire On Karşılık Verilir [11]
Allah, bir iyilik yapan kuluna en az bire on sevap vâdetmektedir. Buna binaen bir salavât okuyana da Al­lah’ın on defa salât edeceği Hz. Peygamber tarafından haber verilmiştir: “Kim bana bir defa salât ü selâm geti­rirse, Allah Teâlâ ona on misli salât eder”[12]. Diğer bir riva­yette, “Allah ve melekleri ona on defa salât eder” şeklinde varid olmuştur. Hz. Peygamber’e salât ü selâm getirmenin Allah’ın rahmetini, meleklerin dua ve istiğfarını kazanmaya vesile olacağını düşünerek, bunun büyük bir fırsat ve im­kân olduğu şuuruyla yaşamak gerekir.
5. On İyilik Yazılır, On Kötülük Silinir ve On Derece Verilir [13]
Salavâtın faydalarına dair eser yazan müellifler bu üç maddeyi ayrı ayrı maddeler olarak ele almışlardır. Biz bir­leştirip tek madde olarak değerlendirmeyi uygun bulduk. Bir defa salavât okuyan insanın ne kadar çok şey kazana­cağına dair Enes b. Mâlik tarafından rivayet edilen bir ha­disinde Rasûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse onun için on hasene yazılır, on hatası silinir ve on derece verilir”[14]. Di­ğer bir rivayette şöyle buyurmuşlardır:
“Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse Allah ona on defa salât eder, on defa getirene yüz defa salât eder. Kim de bana yüz defa salât ü selâm getirirse Allah onun iki gözünün arasına nifaktan ve ateşten kurtuluş beratı yazar ve kıyamet gününde şehidlerle birlikte iskân eder”[15].
Ebû Bürde (r.a.)’ den rivayet edildiğine göre Re­sû­lül­lah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Ümmetimden bir kul sıdk ile kalbinden bana bir defa salât ü selâm getirirse Allah ona on defa salât eder, dere­cesini on kat arttırır, on hasene yazar ve on günahını si­ler”[16].

--------------------------------------------------------------------------------
[1]              Bir hadislerinde Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kullarından biri ?? ?? ?? ????? ??? ????? ????? ???? ?????? ?????? Ey Rabbim! Cemâlinin celâline ve saltanatının azametine yaraşır hamd sana aittir, dedi. Melekler, bu kelime karşılığında ne kadar sevap yazacaklarını bilemediler, Allah’ın (mânevî) huzuruna varıp, “Ey Rabbimiz! Senin kullarından biri öyle bir kelime ile seni övdü ki, karşılığında ne yazacağımızı bilemedik” dediler. Kulunun ne dediğini çok iyi bilen Allh Teâlâ, “Kulum ne dedi?” diye sorduktan sonra, “Siz kulumun dediği gibi yazın, sevabını bana bırakın, onun karşılığını ben veririm” buyurdu” (bk. İbn Mâce, Edeb 55).
[2]              İbn Kayyim el-Cevziyye, Cilâü’l-Efhâm, s. 302; Sehâvî, a.g.e., s. 232; Nebhanî, Saâdetü’d-Dâreyn, s. 455; Ali et-Temîmi, Hukûku’n-Nebî, II, 567.
[3]              Müslim, Salât 17; Ebû Dâvûd, Vitr 26; Dârimî, Rikâk 58; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 172, 187; III, 102, 261; Tirmizî, Salât 352; İbn Hibbân, Sahîh, III, 187 (No:906).
[4]              Kuşeyrî, Letâifu’l-İşarât, Mısır 1981, II, 170; Nebhânî, Saâdetü’d-Dareyn, s. 67 .
[5]              İbn Hibbân Sahîh, III, 195 (No:913); Ebû Yâ’lâ, Müsned, XI, 404 (No:6527); Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 102; Sehâvî, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde yer alan Rebî’ b. İbrahim dışında hadisin senedinde bulunan ricalin sahih olduğunu, ancak onun da sika ve güvenilir bir ravî olduğunu söyler (bk. el-Kavlü’l-Bedî’, s. 232).
[6]              İbn Kayyîm el-Cevziyye, a.g.e., s. 302 Sehâvî, a.g.e., s. 232, 233; Kastallânî, Mesâlikü’l-Hunefâ, s. 207; Nebhânî, Saâdetü’d-Dâreyn, s. 455; a.mlf., Efdalü’s-Salavât, s. 50.
[7]              İbn Kayyim el-Cevziyye, a.g.e., s. 302; Ali et-Temîmî ???, a.g.e., s. 567.
[8]              İbn Kayyim el-Cevziyye, a.g.e., s. 302; Sehâvî, a.g.e., s. 232, 233; Kastallânî, Mesâlikü’l-Hunefâ, s. 207; Nebhanî, Saadetü’d-Dâreyn, s. 455; a.mlf., Efdalü’s-Salavât, s. 50, 51.
[9]              Buhârî, Ezân 111,113,125; Müslim, Salât 71,72; Ebû Dâvûd, Salât 140,168; Tirmizî, Mevâkît 71,83; İbn Mâce, İkâmet 14.
[10]             Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 187; Sehâvî, a.g.e., s. 232,233. Hadisi İbn Zencûye’nin de et-Terğîb adlı eserinde hasen bir isnadla tahrîc ettiğini ve hükmen merfû olduğunu söylemektedir (bk el-Kavlü’l-Bedî’, s. 233).
[11]             İbnü’l- Kayyim el-Cevziyye, a.g.e., göst. yer; Kastallânî, Mesâlikü’l-Hunefâ, s. 212; Nebhanî, Saâdetü’d-Dâreyn, s. 455; A.mlf; Efdalü’s-Salavât, s. 51.
[12]             Müslim, Salât 70; Ebû Dâvûd, Vitr 26; Tirmizî, Vitr 21; Nesâî, Ezân 37, Sehv, 55.
[13]             İbn Kayyim el-Cevziyye, a.g.e., s. 302; Sehâvî, a.g.e., s. 233; Kastallânî, Mesâlikü’l-Hunefâ, s. 212-213; Nebhânî, Saâdetü’d-Dâreyn, s. 455; a.mlf., Efdalü’s-Salavât, s. 47; Abdullah Sirâcuddîn, es-Salâtü ale’n-Nebi, Halep 1990, s. 117; et-Temîmî, a.g.e., s. 568.
[14]             Nesâî, Sehv 55; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 102, 261; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, II, 210; İbn Hibbân, Sahîh, III, 185; İbn Ebî Şeybe, Musannef, VI, 325
[15]             Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsât, VII, 188; el-Mu’cemü’s-Sağîr, II, 126; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 163; Sehâvî, a.g.e., s. 233. Sehâvî, hadisin senedinde İbrahim b. Sâlim b. Şibl el-Hüceymî’nin bulunduğunu, el-Münzirî’nin bu zâtı cerh ve ta’dîl açısından meçhul bulduğunu, Heysemî’nin de buna benzer bir ifade kullandığını söylemiştir (bk. el-Kavlü’l-Bedî’, s. 233).
[16]             Nesâî, VI, 21 (No: 9892); Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 162; Sehâvî, a.g.e., s. 241. Sehâvî, Taberânî’nin ve Beyhakî’nin ed-Dua’ sında rivayet ettiği hadisin ricalinin sikâttan/güvenilir râvîlerden olduğunu söylemiştir (bk. el-Kavlü’l-Bedî’, s. 241).

 

casus telefon
casus teleon
casus telefon